GÖZLEMİN ÖNEMİ

Reggio yolculuğumuzun başından beri en sık duyduğumuz üç kelime Gözlem, Yorumlama ve Dökümatasyon.Bu kelimeleri çok sık duyuyoruz çünkü bu üç olgu Reggio Emilia sisteminin çerçevesini oluşturuyor. Bu olguları doğru şekilde tanımak ve uygulayabilmek öncelikli işimiz.
Cagliari’ye göre öncelikle günümüzde okulun ne anlama geldiğine bir bakmak gerekiyor: Okullar çocukların birbirleriyle ilişki kurarak, bilgiyle donanarak ve bilgiyi paylaşarak geleceğin yetişkinlerine dönüştükleri yerdir.
Bruner’a göre okul, çocukların hayata hazırlandığı yer değil, hayatın kendisidir. Okul, çocuklar ve öğretmenler için özel olarak hazırlanmış bir dünyadır.
Buna göre bu dünya içerisinde öğretmenin en büyük rolü gözlem yapmak, gördüklerini yorumlamak ve bunları kayıt altına almaktır. Bu üç olgu birbiriyle tamamen bağlantılıdır. Ve ayrı düşünülemez.
Şu ana kadar çalışmalarımız içerisinde en çok deneyim sahibi olduğumuz konulardan bir tanesi gözlem yapmaktır. Çocuklarla ilgili herhangi bir bilgiye ihtiyaç duyduğumuz anda gözleme sarılırız. Genellikle gözlemi iki şekilde yaparız: Çocukları doğal ortamlarında müdahalesiz olarak gözlemleriz ya da ortamı yapılandırır(onları gözlemlemek istediğimiz koşulları belirler ve hazırlarız) ve onları istediğimiz koşullarda gözlemleriz. gözlemin gücü ancak ‘doğal gözlem’i ve ‘yapılandırılmış gözlem’i bir arada kullanmaya başladığımızda ortaya çıkar. Önce çocukları doğal ortamda gözlemler ve konuşmalarına çok dikkatli olarak kulak verirsek sonrasında yapılandıracağımız ortam hakkında fikirler ve ipuçları elde edebiliriz. Çocuklarla işbirliği yaparak oluşturduğumuz çevreler onların ilgisine daha iyi hitap edeceği için öğrenmeler zenginleşir ve kolaylaşır.
Bir örnek üzerinde gidecek olursak;

Bir projenin herhangi bir aşamasında öğretmenin bir grup çocuğa kille çalışabilecekleri bir ortam hazırladığını düşünelim. Öğretmen bu ortamı kurma kararını, yaptığı doğal gözlemlerden elde ettiği verilerle yani çocuklarla birlikte almıştır ve ayrıca diğer öğretmenlerle de konuşarak nasıl bir ortam olacağı konusunda fikir alışverişinde bulunmuştur.
Gözlemden önce öğretmenin belli hazırlıkları yapmış olması gerekir. Çocuklar kille oynarken hangi davranışlara odaklanmalıdır? Tasarladıkları nesnelere mi? Birbirleriyle olan iletişimlerine ve ilişkilerine mi? Yoksa motor becerilerini kullanış biçimlerine mi?
Gözlemden önce neyi gözlemleyeceğimize karar vermezsek kolayca kaybolabilir ve önemli verileri kaçırabiliriz. Ek olarak not tutup tutmayacağımızı, gözlem esnasında hangi araçları kullanacağımızı(fotoğraf makinesi, kamera, ses kayıt cihazı vb.) da kararlaştırmak bize uygulama kolaylığı sağlar.
Gözlem başladıktan sonra o ana kadar kille çok mutlu bir şekilde oynayan ve üç boyutlu nesneler tasarlayan bir çocuğun bir anda oyununu sonlandırdığını varsayalım. Böyle bir durumda öğretmenin nasıl bir tepki vereceğine karar vermesi gerekir. Belki çocuk ayakta duran bir nesne tasarlamak istedi ama ayakta durmasını sağlayamadı. Öğretmen böyle bir durumda ‘ne tasarlamaya çalıştın?’ ‘ne kadar büyük olmasını istiyorsun?’ ‘bir düşünelim bunu nasıl ayakta tutabiliriz?’ gibi cümlelerle bir diyaloğa girerek çocukla ortaklaşa çalışarak probleme yönelik bir stratejiyi birlikte geliştirmelidir.
Gözlem durumlarında öğretmenin müdahaleleri yerinde ve düşünceli olmalı. Çocuğun çalışmalarına saygı duyulmalı. Öğretmen sürecin bir parçası ve katılımcısı olmalı. Problem ve çözümler paylaşılmalı. Bu paylaşım ve işbirliği çok önemlidir çünkü yetişkinler olarak bizler genellikle görmeye karar verdiğimiz şeyleri görürüz. Böylece gözlemlerimiz genellikte sadece gözlem öncesi düşüncelerimizi yansıtır. Gözlem esnasında gerçekten olanları değil, görmeyi beklediğimiz şeyleri görürüz.
Oysaki gözlem, öncesinde ciddi bir düşünme sürecini ve gözlem esnasında çok dikkatli bir dinlemeyi gerektirir.
Her öğrenme sürecince bizi öğrenmeye götürecek sayısız yol söz konusudur. Bu yolların hepsi bizi öğrenmeye götürecektir ancak hangisinin seçileceği belli değildir. Aynı anda pek çok olasılık mevcuttur ancak çoğu gerçekleşmez. Her çocuk öğrenmek için bir yol bulacak kapasiteye sahiptir. Aynı zamanda beklenmedik yolları seçerek bizi şaşırtacak güçleri de vardır. Beklediğimizin dışında bir tercih yapmaları seçtikleri yolun bizim düşündüğümüz/beklediğimiz yoldan daha az yada çok doğru olduğu anlamına gelmez.
Ön hazırlıklar esnasında seçenekler ve olasılıklar üzerine düşünmek ve bunları değerlendirmek bizim açımızdan farklılıkları görme şansımızı arttırır ve bize şaşırma imkanı sağlar. Seçenekler hakkında düşünmek çocuklar için hazırlayacağımız ortamları zenginleştirir ve onlara sunduğumuz ortamda daha fazla keşfetme imkanı bulurlar. Çocuğun çevresindeki ortam, kullanacağı gereçler ve yetişkin ile çocuk arasındaki etkileşim kesinlikle etkisiz faktörler değildir. Tüm bu faktörler öğrenme sürecini ketleme ya da teşvik etme gücüne sahiptir.
Doğru şekilde yapılmış bir gözlem, dikkatli bir yorumlama ve özenli dokümantasyonlarla desteklendiğinde çocuklarla ilgili eşsiz veriler elde etmiş oluruz. Bu da bize çocuğun gelişimini en iyi şekilde kayıt altına alabilme ve takip edebilme imkanı sağlar.


Kaynak: Edwards, C. (1993). The hundred languages of children: The Reggio Emilia approach to early childhood education. Ablex Publishing Corporation